Bazen günlük hayatın koşturmacası içinde, burnumuzun dibinde yaşanan çok temel sorunları gözden kaçırabiliyoruz. Geçenlerde rutin bir işim için mahallemizdeki eczaneye uğramıştım. Önümde seksenli yaşlarında, elleri hafif titreyen, bastonundan destek alan bir amca duruyordu. Eczacıyla fısıldaşarak konuşuyor, son derece mahcup bir tavırla “Kızım, benim tansiyon hapım bu sabah bitti. Hastaneden doktora randevuyu ancak haftaya bulabildim. Bana bir kutu versen, haftaya yazdırınca reçeteyi hemen getirsem?” diyordu. O an içim cız etti. Amcanın yüzündeki o çekingenlik, kimseye yük olmama çabası ve aynı zamanda sağlığı için duyduğu endişe beni derin bir düşünceye sevk etti. Evet konu eczaneden ödünç ilaç alma konusuydu.
Bu durum, sadece o amcanın değil, ülkemizdeki binlerce yaşlının her ay yaşadığı, adeta sessiz bir çığlık halini alan “eczaneden ödünç ilaç alma” sorunuydu. Kendi ailemde de benzer süreçleri yönetmeye çalışan biri olarak, bu konuyu derinlemesine ele almak istedim. Hem bu sorunun neden kaynaklandığını incelemek hem de çevresindeki yaşlılara destek olmak isteyenler için pratik çözümler sunan, rehber niteliğinde bir yazı kaleme almayı görev bildim. Gelin, büyüklerimizin omuzlarına binen bu görünmez yükü hep birlikte nasıl hafifletebileceğimize yakından bakalım.
Yaşlılarımız Neden Ödünç İlaç Almak Zorunda Kalıyor?
Birçoğumuz için eczaneye gidip ilaç almak basit bir işlemdir. Ancak kronik hastalıkları olan ve sürekli ilaç kullanmak zorunda olan yaşlılar için bu süreç adeta bürokratik bir engele dönüşebiliyor. Ödünç ilaç alma durumu, keyfi bir istekten ziyade, sistemin getirdiği bazı kısıtlamalar ve pratik zorlukların birleşimi sonucunda ortaya çıkıyor.
Bürokratik Engeller ve 15 Gün Kuralı
SGK kurallarına göre, hastalar ellerindeki ilaç bitmeden 15 gün önce yeni ilaçlarını yazdırabiliyorlar. Kağıt üzerinde bu süre oldukça makul görünüyor. Ancak pratikte işler pek öyle yürümüyor. Uzman bir doktora görünmek gerektiğinde Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu almak her zaman kolay olmuyor. Bazen randevular 15 günden çok daha ileri bir tarihe verilebiliyor. Hastanın ilacı bitiyor ama doktor randevusuna daha günler oluyor. İşte tam bu noktada sistem tıkanıyor ve yaşlı hastalarımız mecburen eczacının kapısını çalarak ödünç ilaç talebinde bulunuyor.
Unutkanlık ve Takip Zorluğu
Yaş ilerledikçe zihinsel melekelerde yavaşlamalar olması veya günlük rutinlerin karıştırılması çok doğal bir durum. Günde 5-6 farklı ilaç kullanan bir büyüğümüzün, hangi ilacın ne zaman biteceğini günü gününe takip etmesi gerçekten çok zor. İlaç kutusunun dibini gördüklerinde durumun farkına varıyorlar. O panikle doktora gitmeye çalışsalar bile, anlık randevu bulmak imkansız olduğu için yine aynı çıkmaz sokağa giriliyor.
Eczacılar ve Hastalar Arasındaki Güven Bağı
Bu sorunun bir de eczane cephesi var. Aslında mevzuat gereği eczacıların reçetesiz ilaç vermesi, özellikle de pahalı veya sıkı takibe tabi ilaçları reçetesiz olarak “ödünç” vermesi uygun değil. Ancak ülkemizdeki o güzel “mahalle esnafı” kültürü burada devreye giriyor.
Eczacının Taşıdığı Finansal ve Hukuki Riskler
Eczacılar, yıllardır tanıdıkları, her gün selamlaştıkları komşuları olan yaşlı amcaları, teyzeleri geri çevirmek istemiyorlar. Hastanın tansiyonunun fırlamasına veya şeker komasına girmesine göz yummak vicdanen onları çok rahatsız ediyor. Bu yüzden inisiyatif alıp ilacı veriyorlar. Fakat burada ciddi bir risk üstleniyorlar. Randevu günü geldiğinde doktor ilacı değiştirebiliyor, dozu düşürebiliyor veya tamamen tedaviden kaldırabiliyor. Bu durumda eczacının önceden verdiği ilaç sisteme girilemiyor ve maddi zarar doğrudan eczanenin üzerinde kalıyor.
Yaşlılarımızın Yaşadığı Ağır Mahcubiyet
Empati yapmamız gereken en önemli nokta burası bence. Yaşlı insanlarımız genellikle “kimseye minnet etmemek” üzerine kurulu bir hayat felsefesine sahiptir. O yaşa gelmiş, hayatın çemberinden geçmiş bir insanın, genç bir eczacının karşısına geçip borç ister gibi ilaç istemesi onların gururunu inanılmaz derecede incitiyor. Sırf bu mahcubiyeti yaşamamak için ilacını almayan, günlerce tansiyonu yüksek gezen, sağlığını tehlikeye atan büyüklerimiz var. Bu stresi onların üzerinden almak, biz gençlerin en temel görevlerinden biri olmalı.
Bu Sorunu Çözmek İçin Neler Yapabiliriz? (Pratik Bir Rehber)
Sorunu tespit ettik, peki çözüm için neler yapabiliriz? İnanın, kendi ebeveynlerimiz veya çevremizdeki büyüklerimiz için alacağımız çok basit birkaç önlem, onların hayatında devasa bir rahatlama sağlayacaktır. Kendi hayatımda uyguladığım ve gerçekten işe yaradığını gördüğüm bazı yöntemleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
1. E-Nabız ve MHRS Takibini Siz Üstlenin
Teknolojiyi aktif kullanan bireyler olarak bu işin kontrolünü ele almalıyız. Büyüklerinizin e-Nabız hesaplarına (onların rızası ve bilgisi dahilinde) kendi telefonunuzdan erişim sağlayın. Rapor bitiş tarihlerini ve reçete yazdırma günlerini kendi dijital takviminize kaydedin. İlacın bitmesine 15 gün kala takviminiz size uyarı versin. Bu uyarıyı alır almaz MHRS üzerinden randevularını oluşturun. Böylece “randevu bulamadım, ilacım bitti” krizini tamamen ortadan kaldırmış olursunuz.
2. Aile Hekimi ile İletişimi Güçlendirin
Birçok yaşlı hastamız, ilaç yazdırmak için mutlaka ana hastanedeki uzman doktora gitmesi gerektiğini sanıyor. Oysa kronik hastalık raporu (ilaç kullanım raporu) devam ettiği sürece, ilaçların büyük bir kısmını mahalledeki Aile Hekimine yazdırmak mümkündür. Aile sağlığı merkezlerine ulaşmak ve randevu almak çok daha kolaydır. Büyüklerinize bu durumu anlatın, hatta ilk birkaç seferde onlarla birlikte Aile Hekimine giderek süreci kolaylaştırın.
3. İlaç Kullanım Raporlarının Sürelerini Denetleyin
İlaç raporları genellikle 1 veya 2 yıllık olarak düzenleniyor. Raporun süresi dolduğunda, aile hekimi istese dahi o ilacı yazamaz. Rapor yenileme işlemi ise mutlaka hastanedeki uzman hekim tarafından yapılmalıdır. Bu süreç biraz daha uzun ve yorucu olduğu için, raporun bitiş tarihini en az bir ay önceden bilmek ve ona göre hastaneden randevu ayarlamak hayat kurtarıcı bir detaydır.
4. İlaç Hatırlatıcı Kutular ve Düzenleyiciler Kullanın
Fiziksel takibi kolaylaştırmak için haftalık veya aylık ilaç düzenleyici kutular edinin. Hafta başında büyüklerinizin tüm ilaçlarını bu kutulara gün ve öğün bazında yerleştirin. Bu sayede hem ilaçların unutulmasını engellersiniz hem de kutuyu doldururken hangi ilacın azaldığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Eğer bir ilaç kutuda bitmek üzereyse, o hafta hemen yazdırma sürecini başlatabilirsiniz.
5. Mahalle Eczacınızla İrtibatta Kalın
Büyüklerinizin sürekli gittiği eczacıyla siz de tanışın. Numaranızı bırakın ve “Annemin/babamın ilaçlarıyla ilgili bir aksaklık olursa, onlar mahcup olmadan önce lütfen beni arayın” deyin. Bu açık iletişim, hem eczacının elini rahatlatacak hem de büyüklerinizin o can sıkıcı ödünç isteme stresini yaşamasına engel olacaktır.
Sonuç: Büyüklerimizi Yalnız Bırakmayalım
Yaşlılık, hepimizin bir gün umarım yaşayacağı, son derece hassas bir dönem. Fiziksel yorgunlukların üzerine bir de sistemin getirdiği bürokratik kaygıları eklememek gerekiyor. Eczaneden ödünç ilaç alma meselesi, basit bir “ilaç temini” sorunu değil; aslında yaşlılarımızın görünürlük, ilgi ve şefkat ihtiyacının bir yansımasıdır.
Onların hayatını kolaylaştırmak için harcayacağımız aylık sadece yarım saatlik bir takip mesaisi, onların ruh dünyasında inanılmaz bir ferahlama sağlayacaktır. Düzenli kurulan alarmlar, takip edilen e-Nabız ekranları ve eczacıyla kurulacak sağlıklı bir iletişim sayesinde, sevdiklerinizin o mahcup anları yaşamasını engelleyebilirsiniz. Lütfen unutmayın; onlara sunabileceğimiz en değerli hediye, hayatlarını huzur içinde, sağlık kaygısı taşımadan ve kimseye mahcup olmadan yaşayabilecekleri bir düzeni tasarlamak ve kurgulamaktır.


