Hayat bildiğiniz gibi çok kısa bir bakmışsınız 4 bir bakmışsınız 40 bir bakmışsınız 60 yaşındasınız. Su gibi akan bu kısa hayatımıza yön vermesi veya biraz olsun düşündürmesi için geçmişte yaşanmış ibretlik kıssalar ve hikayeleri sizlere derledik. Keyifli okulamalar.
DÎNÎ HİKAYE …………… ÂMÂ VE KUR’ÂN-I KERÎM
Yüce bir kişi bir âmâya misafir olmuştu. Âmânın odasında bir Kur’ân-ı Kerîm gördü. Her zaman alınıp okunabilecek bir yerde duruyordu. Kendi kendine:
-Çok tuhaf, dedi. Bu adam kör, bu Kur’ân-ı Kerîmi okuyabiliyor mu?
Sebebini sormadı, sabretti. Gece yarısı Kur’ân-ı Kerim okuyan birisinin sesiyle uyandı. Gördü ki, arkadaşı kör oturmuş, önüne o yüce kitâbı açmış, okuyor.
Adam en sonunda dayanamıyarak sordu:
-Ey arkadaşım bu ne demek oluyor? Senin gözlerin görmez. Halbuki parmaklarını satırlar üzerinde gezdiriyor ve güzel güzel Kur’ân-ı kerîm okuyorsun?
Kör dedi ki:
-Allah bu. O herşeyi yapabilir. Bir adam canına nasıl düşkünse ben de Kur’ân-ı Kerîmi okumaya öyle düşkünüm. Allahü teâlâya yalvardım.
“Ben hâfız değilim. Kur’ân-ı Kerîmi ezbere bilmiyorum. Onu okuyacağım zaman gözlerimdeki körlük perdesini kaldır. Yüce kitâbı elime alıp okuyabileyim. Bana bir nida geldi. “Peki madem ki Kur’âna bu kadar düşkünsün; okumak istediğin zaman gözlerin açılacak”
Böyle oldu işte.
Türkiye Takvimi – 14 MAYIS 1982 Cuma
HİKAYE…………………………ESKİCİYLE ZENGİN
Vaktiyle bir eskici varmış. Sabah akşam papuç yamar, neşe içinde imiş. Mutlulardan daha mutluymuş. Eskicinin bir de komşusu varmış. Zengin mi zengin fakat asık suratlının biriymiş.
Ne neşeliymiş ne de doğru dürüst uyku uyuyabilirmiş. Aklı fikri kazancındaymış. İki de bir gece kalkar altınlarını sayarmış. Zaman zaman da kendi kendine; şu işe bak, param var uykum yok, neden pazarda yiyecek satıyorlar da uyku satmıyorlar demiş.
Bir gün eskici komşusunu konağına çağırmış.
– Merak ettim doğrusu, yıllık kazancınız ne kadar?
Eskici gülmüş:
– Beyim, ben gün kazanır gün yerim yıllık hesaba aklım ermez.
– Peki günlük kazancın ne kadar?
– Gününe bakar kimi gün az kimi gün çok.
Zengin adam, adamın saflığına gülmüş:
– Dur demiş sana bir iyilik yapayım. Al şu yüz altını sakla, bayramlarda bozdur bozdur ye.
Eskici bu kadar parayı rüyasında bile görmemiş. Almış altınları evinin bir köşesine gömmüş, gömmüş ama yüreğini dünyanın bütün endişeleri sarıvermiş ikide bir gece kalkar, altınlar yerinde duruyor mu diye bakarmış. Gözü uyku tutmaz olmuş. Gayri neşe de kalmamış. Sonunda dayanamamış, altınları çıkarıp zengin adama geri götürmüş.
– “Al altınlarını arkadaş, ver uykumu” demiş

