Kanlı Kontes – Elizabeth Bathory

Kanlı Kontes - Elizabeth Bathory - 4

Kanlı Kontes – Elizabeth Bathory Kimdir ?

Kanlı Kontes Elizabeth Bathory, kana susamış bir kadın. 7 Ağustos 1560 yılında Macaristan’da doğan zengin ve güçlü bir ailenin kızı ancak hayatı ise tamamen sıra dışı.Kanlı Kontes - Elizabeth Bathory - 1Soyluluğun sadakatten çok daha önemli olduğu dönemlerde, Macaristan’ın en önemli ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya gelen ve ilerleyen senelerde birçok araştırma ve filme de konu olan, şizofreni hastası bir kadının öyküsü… Elizabeth Bathory’nin bugün dahi anılmasına sebep olan hikayesinin en dikkat çekici kısmı, adının her harfinin altından kanlar akıyor olmasıdır. Bu yazımızda, 54 senelik hayatına 650 cinayet sığdıran, tarihin en büyük seri katillerinden birisi olan Elizabeth Bathory’nin hayatını inceleyelim.

Herşeyin Başlangıcı
Bathory, zenginliği ya da güzelliğiyle ünlü değil. Bunca yıl sonra bile kontes ‘dünyanın en korkunç kadın seri katili’ olarak anılıyor. ‘Kanlı Kontes’ olarak bilinen Bathory, 15 yaşındayken evlendirildi. Gençliğine ve güzelliğine takıntılı olan Kontes, kocasının vefatının ardından iyice paranoyaya kapıldı. 40 yaşındayken, günün birinde hizmetkarı olan bir genç kız, saçlarını taradığı Bathory’nin canını yaktı. Bu duruma kızan Bathory genç kıza bir tokat attı. Tokat nedeniyle genç kızın dudağı patladı ve Kontes eline düşen bir damla kanla gençleştiğini düşündü. İddiaya göre Bathory, uşağına emir vererek genç kızın kanını küvete doldurup banyo yaptı. Bathory bu saatten sonra kanlı cinayetlerine başladı. 4 hizmetkarıyla birlikte sarayındaki neredeyse tüm genç kızları öldürüp kanlarını içti. Zamanla bu işten zevk almaya başlayan Kontes’in, kurbanlarına işkence yaptığı da konuşulanlar arasında.Kanlı Kontes - Elizabeth Bathory - 2Kan banyosunun kendisine oldukça iyi geldiğini gören kontes; bunun devamlılığını sağlamak için düşkün ailelerin kadınlarını ve kimsesiz genç kızları kol kanat germe amacıyla, eğitim verme ve görgü öğretme vaadiyle şatosunun altında toplamaya başladı. Önceleri yalnızca düşkün köylü kızlarıyla ilgilenen kontes, kocasının ölümünün ardından işleri bir adım daha ileri taşıdı. Kan arzusunu soylu ailelerin genç kızlarıyla da gidermeyi hedefleyen Elizabeth, civardaki soylu ailelerin kızlarını görgü ve terbiye öğretme amacıyla şatosuna kabul ediyor ve şatoya gelen genç kızların hiçbirisinden bir daha haber alınamıyordu. Ardı arkası kesilmeyen bu kayıpların ardından, civarda büyük dedikodular yayılmaya başladı ve bu dedikodular krala kadar ulaştı. Dedikodularla baş edemeyen kral, olaya el koymak için György Thurzó adındaki askerini şatoya inceleme yapması üzere gönderdi. Yaklaşık 300 kişiden oluşan bir tanık ordusu dinlendikten sonra korkunç gerçek gün yüzüne çıktı. Elizabeth Bathory, sırf gençliğini koruyabilmek için yaptığı büyü ve ritüellerde yaklaşık 650 kadını kurban etti. Öyle ki, iş yalnızca kurban etmekten çıkıp sadist zevklerle bezenmiş bir hayat tarzı haline gelmişti.Kanlı Kontes - Elizabeth Bathory - 3Alıkoyduğu kurbanlarından kimisini paramparça ediyor, kimisini yakıyor, iğnelerle işkence ediyor, üzerlerine su dökerek soğuk havalarda donmaya terk ediyor, açlığa terk ediyor, çeşitli bölgelerini ısırıyor ve taciz de ediyordu. Aynı zamanda şatosunun tavanlarına insan kafesleri yaptıran Bathory, kadınları tanınmaz hale gelene kadar dövüp, dövdürüp tavanlardaki kafeslere astıktan sonra, kafeslerden akan kanların altında duş alıyor ve gençliğini artık kaybetmeyeceğine inanıyordu. Kanı tamamen çekilmiş ve posası kalmış cesetlerden yakarak kurtulan Elizabeth; bu işleri birebir kendisi yapmıyor, bütün şato çalışanlarını işlerinin bir parçası haline getiriyordu. Dolayısıyla kralın araştırma için gönderdiği askerin de ulaştığı 300 kişilik tanık ordusu içerisinde Elizabeth’e birebir yardım edenler ve hatta yardım etmese dahi olaya muhakkak tanık olanlar bulunuyordu.Araştırmanın ardından bu işe bulaşan şato ahalisinden bir kısmı cezasını hayatlarıyla, bir kısmı daha farklı acımasız yöntemlerle çekerken; Elizabeth Bathory soylu bir aileden geldiği için yargılanmamıştı. Bunun yanında tüm bu cinayetleri işlemiş olduğu şatosunda, kendi odasının önüne tuğlalar örülerek ve hayatı boyunca kimseyle birebir iletişime geçmesine izin verilmeyerek cezalandırıldı. Dört yıl cezasını çektikten sonra 54 yaşında bu odada hayata gözlerini yumdu.